ZAMAN DALGASI
16/11/2009 · Kategori: HABER
Gizemli Günes Kapisi ‘Zaman Dalgasi’ Güney Amerika’yi Karanlikta Birakti
Sorcha Faal,
Bugün Kremlin’de dolasan ilginç bir raporda, geçen hafta Güney Amerika’yi vuran çok büyük elektrik kesintisinin Tiahuanaco adi verilen gizemli Bolivya Andlari bölgesinden yayilan ‘Zaman Dalgasi’ nedeniyle gerçeklestigi iddia ediliyor. Tiahuanaco’da gizemli 10 tonluk “Günesin Geçis Kapisi” monolitigi var (Andezit granitten oyulmus tek parça blok). Bu monolitigin, CERN tarafindan isletilen Isviçre’deki Dünya’nin en büyük ve en yüksek – enerji parçacigi hizlandiricisi olan Büyük Hadron Parçacik Hizlandiricidaki ‘anormal olay’ tarafindan ‘tetiklendigi’ ve Brezilya ve Güney Amerika’nin diger ülkelerinde bulunan binlerce kadim piramit komplekslerine dalga dalga yayildigi iddia ediliyor.
[Not: Bu raporlarda sözü geçen Zaman Dalgalari, Bati Dünyasinda yaygin olarak uzay – zaman egriligindeki dalgalanmalar olan yerçekimsel dalgalar olarak bilinir.]
Bu raporlara göre, Büyük Hadron Parçacik Hizlandiricidaki CERN bilim adamlari operasyonlari yeniden baslatmak için hazirlik olarak 1 Kasim 2009’da bir seri deneye basladilar. Testlerinin Dünyamizin manyetik alanini bozdugunu ve Gezegenimizin çekirdegine dogru “Zaman Dalgasi” firlattigini ‘sok edici bir sekilde’ kesfettiler, onlarin takibi ‘Zaman Dalgasinin’ yön degistirip Bolivya’nin And Daglarinin yükseklerindeki ‘Günes Kapisina’ yöneldigini gösterdi.
Ancak ne yazik ki, Büyük Hadron Parçacik Hizlandirici (LHC) tarafindan üretilen ‘Zaman Dalgasi’ ‘Günes Kapisindan’ püskürdü (patlayarak çikti) ve Güney Amerika üzerindeki uzaya dogru yöneldi; Santa Cruz, Bolivya’ya inisine baslamaya hazir olan Air Comet tarafindan uçurulan Iberworld Airbus A330-300 uçaginin yoluna çikip ‘parildadi’, fakat sonra uçak kendisini ‘aninda ve gizemli bir sekilde’ 8,900 km uzaktaki Ispanya, Santa Cruz göklerinde buldu. [Not: 170 yolcunun hepsi ve uçus mürettebati güvendeydi ve Ispanya’ya indikten 17 saat sonra Bolivya’ya sag salim geri döndüler.]
Bu gizemli olaydan sonra CERN bilim adamlari bir kusun açik alandaki teçhizatin üzerine bir ekmek parçasi düsürerek deneylerinin basarisiz olmasina neden oldugunu öne sürerek LHC’yi kapattilar, daha sonra Arastirma ve Bilimsel Hesaplama Yöneticisi Sergio Bertolucci devasa LHC makinesinin muhtemelen daha önce hayal edilmemis olan bilimsel fenomeni veya ‘ekstra boyut’ gibi ‘meçhul bilinmeyenler’i yaratabilecegi veya kesfedebilecegi uyarisini yapti.
Ancak, LHC kapatildiktan sonra bile, bu ‘Zaman Dalgasi’ tarafindan Güney Amerika’da yaratilmis olan ‘boyutsal bozulmalar’ hissedilmeye devam etti ve “Günes Geçis Kapisi” monolitiginin Brezilya’daki binlerce Piramide ve Güney Amerika’nin And Daglari Bölgesindeki diger “kadim siteler”e Rus bilim adamlarinin “dijital iletisim”e benzettikleri bu dalgayi göndermesine neden oldu ve sonuçta milyonlarca insanin karanlikta kaldigi muazzam elektrik kesintisi gerçeklesti.
Bu muazzam elektrik kesintisinin gerçek nedenini saklamaya çalisan Brezilya hükümeti yetkilileri, “güçlü yagmur ve rüzgarla iliskili atmosferik elektrik bosalmalarini” suçladi.
Rapor söyle devam ediyor; Güney Amerika’daki bu bölgeler için daha kötüsü su ki, Sili, Bolivya, Paraguay, Brezilya ve Arjantin’deki kadim sehir bölgelerindeki sismik aktivitede artisi isaret eden Rus bilim adamlarina göre, bu ‘Zaman Dalgasi’nin ‘etkileri’ ‘çok uzaklara kadar ulasabilir’.
Bu ‘Zaman Dalgasinin’ etkilerine ugrayan bu kadim sehirlerin en sonuncusu, bugün 6.5 büyüklügündeki güçlü bir depremle çarpilan Loa nehri kiyisindaki Calama’ya yakin olan Inka – öncesi harabeler ve hemen arkasindan 5.8 büyüklügündeki deprem ile sarsilan Bolivya Tiahuanaco bölgeleridir.
Bati’da çogu insanin yaygin olarak bilmedigi sey, Amerikalarin Dünyadaki en büyük kadim kutsal site ve piramitlerin yogunluguna sahip olmasidir, özellikle Brezilya’da 1996’da bu yapilarin en eskisi kesfedildi ve Misir’daki büyük piramitlerden yüzlerce yil önce insa edildigi belirtildi.
Ancak Misir’daki piramitlere benzemeyen sekilde, Amerikalardaki piramitlerin insacilari bilinmiyor ve (Dünya’daki en uzun ve en eski daglar olan) Peru Andlarina yakin bulunan 12 Brezilya piramidinin insacilari hala kesfedilmedi.
Güney Amerika’nin insanlarinin kadim kaynaklari ile ilgili not edilecek daha da ilginç olan sey, onlarin dillerinin temel kökeninin Avrupa’ya bagli olmasidir, birçok Rus tarihçisi bunu insan uygarliginin Antediluvian (tufandan öncesine ait) “tufan – öncesi” periyodu olarak kategorize eder.
Güney Amerika And Daglari bölgesinin bilinen yasiyla, orada insa edilen binlerce kadim piramit ve sehirler birlestirilince, birçok Rus tarihçi uzun zamandir, bu büyük daglarin tufan – öncesi uygarligin en ileri üyelerinin evi oldugu teorisini gelistirdiler, Rus bilim adamlarina göre onlar Dünyamiz kendisini son kez ters çevirdigi zaman And Daglari bölgesine kaçmislardi.
Daha da ilginci, bu felaketsel Yerküre degisimlerinden hayatta kalan kadim insanlarin Güney Amerika boyunca (“Dünyamizin akcigerleri” olarak bilinen engin Amazon bölgesi), bu tür korkunç olaylar türlerimizi bir kez daha ziyaret ettigi zaman, insan türünün gelecek nesillerini önceden uyarmak için tüm Gezegenimize bagli olan bir ‘uyari sistemi’ olusturdugunu ifade eden teorilerdir. Ve onlarin bu “uyari sistemini” olusturma ‘yöntemleri’ ve Dünyamizin en kadim geçmisinin anilarini kodlamalari tüm Dünya’da granit ve kumtasi gibi silikonca zengin piramitler insa etmek vasitasiyla idi.
Su andaki modern teknolojik çagimizin temeli, Dünyamizin en yaygin metaloidi (madenimsi) olan silikondur. Silikon Gezegenimizde oksijenden sonra en bol bulunan elementtir, Yerkürenin kabugunun %25.7 sini olusturur ve silikon olmasaydi cam, beton, çimento veya elektrik cihazlari, özellikle bilgisayarlar olmazdi. Daha önemlisi, silikonun elektrigi hem depolama hem de aktarma yetenegi, yaklasik iki yüzyildir fosil yakitlar kullanmanin yikici etkilerine karsi Gezegenimizin uzun vadeli hayatta kalmasi için çok önemli olarak nitelendirilir.
Bugün bilim adamlarimizin bilmedigi sey, bu kadim ‘silikon uyari sisteminin’ aslinda ne kadar güçlü oldugudur veya hala ne kadar saglam oldugudur. Ama simdi, bu yeni “Zaman Dalgasi” ile çarpildiktan sonra, onlarin içinde hala sakli olan hayal edilemez gücün korkutucu isaretleri var. Su andaki Dünyamiz için hangi amaci tasiyor? Bugünkü bilim adamlari bunu bilmiyor, ama bu olaylarin gelecegi uyarisini yapmis olan insanlik geçmisimizde çok uzun zaman önce yasamis olanlar tarafindan biliniyor.
Üzücü olarak, kadim uyarilari dikkate alan çok az insan var. Ama, bu olaylarin en gerçek bilgisini arayanlar için, onlar taslari dinlemeyi yeniden ögrenmeye baslamalilar.
© 13 Kasim, 2009 EU and US all rights reserved
http://www.whatdoes itmean.com/ index1298. htm
(Çeviri: Saffet)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
GERİ GİDEN MERKÜR
4/9/2009 · Kategori: HABER
GERİ GİDEN MERKÜR
Artık hepimiz geri giden Merkür'ün anlamını bilir olduk, ancak yine de bilmeyenler için tekrar edelim ve geri giden Merkür'ün özelliklerine bir göz atalım:
-derin düşünceler içinde, iç dünyaya yönelmiş bir zihin. -kendini analiz eden, özeleştiri yapan insan. -iç dünyadaki hassas noktaların farkında olma süreci. -dalgın, dıştaki ayrıntıları algılamaya duyarlı değil. -söz söylemeye ya da iletişim kurmaya utanır. Ağzından çıkanı kulağı duyar. -kendi başına kalmaktan zevk alır, gevezelik etmeye ya da ayaküstü sohbetlere eğilimli değildir. -algılarını kelimelere dökmekte ve iletişim kurmakta sıkıntı çeker. -yanlış anlaşıldığı ya da insanlarla iletişim kuramadığı hissini taşır.
Yukarıdaki cümleleri okuduğumuzda Merkür geri gitmeye başladığında neler yapmamız gerektiğini anlayabiliriz. Örneğin önemli bir proje üzerinde çalışıyorsak, bu sürede onu ayrıntılı biçimde gözden geçirebiliriz. Diğer insanlarla iletişimde sorunlar yaşıyorsak, algılama ve iletişim kurma biçimimizi analiz edebiliriz. Bir roman yazmayı planlıyorsak şimdi kurgusunu yapabiliriz. Çok aktif bir hayat sürdürüyorsak biraz yalnız kalıp müzik dinleyerek, roman okuyarak, meditasyon yaparak iç dünyamızla bağlarımızı güçlendirebiliriz. Merkür'ü bilinçaltımızla bilincimiz arasında bir köprü gibi düşünerek iki dünyayı birbirine bağlayabiliriz. Yaşamımızda ters gittiğini hissettiğimiz konular üzerinde düşünebiliriz, böylece bunları düzeltme olanağına kavuşuruz. Özet olarak, Merkür'ün bu hareketini çok verimli biçimde kullanabiliriz.
Şimdi asıl düşüncelerimizi inzivada bulma zamanı. Müzik dinlemek, film seyretmek bizi esinlendirebilir. Bilinçdışımız bizimle rüyalarımız kanalıyla konuşabilir. İlhamımızı yaratıcı projelerde kullanabiliriz. Ne istediğimizi, ne düşündüğümüzü anlamak için biraz susabilir, aklımızı durdurabiliriz. Başkalarıyla iletişimde daha anlayışlı ve kabullenici olabiliriz. Dış dünyadan biraz uzaklaşıp, deniz kenarında tek başına vakit geçirebiliriz. Daha dikkat gerektiren işleri biraz erteleyebiliriz. Çıkan aksiliklerdeki hayırlı yönleri görmeye çalışabiliriz. Sorularımızın yanıtını iç sesimizi dinleyerek bulabiliriz.
Doğum haritalarında geri giden bir Merkür'le doğanlar önümüzdeki bu dönemi fazla yadırgamazlar, çünkü bu onların aşina oldukları bir enerjidir. |
Merkür Geri Giderken:
|
(c) Barış İlhan
<_script /><_script /><_script /><_script /><_script /><_script /><_script /><_script /><_script /><_script /><_script /><_script />Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
UÇAKLAR NEDEN DÜŞÜYOR?
9/7/2009 · Kategori: HABER
“Manyetik Firtinalar” Iki Uçagin Düsmesine Neden Olduktan Sonra, Rusya Uçus Degisiklikleri Yapiyor
By: Sorcha Faal
Bugün Kremlin’de dolasan raporlar Rus Hava Kuvvetleri Komutanlarinin asagidaki bölgelerde ve bu bölgelerin etrafindaki uçuslar sirasinda kendi uçaklarina “asiri dikkat” göstermeleri uyarilarini yayinladigini söylüyor. Bu bölgeler: Enlem 17 Kuzey [Kuzey Atlantik Okyanusu] Enlem 3 Güney [Güney Atlantik Okyanusu]’den Enlem 8 Kuzey [Hint Okyanusu] Enlem 19 Güney [Hint Okyanusu] olarak tanimlanan bölge, 45 Bati, 33 Bati, 46 Dogu ve 33 Dogu ve Afrika Tektonik levhasinin büyük kismini kaplayan bölge.
Bu raporun bildirdigine göre bu benzeri görülmemis uyarinin nedeni, Afrika Tektonik Levhasindan yayilan “jeomanyetik firtinalar”in hizli olusumlaridir; bu firtinalar siddetleri nedeniyle geçen ay iki büyük yolcu uçaginin düsmesine neden oldu.
Bu fenomenle düsen ilk uçak Air France yolcu uçagi. Bu raporlar 1 Haziran’da Air France yolcu uçaginin Afrika Tektonik Levhasinin bati sinirina yakin olan Brezilya’nin Fernando de Noronha Adalarinin yakininda bu jeomanyetik firtinalardan biriyle karsilasinca “tamamen parçalandigini” bildiriyor.
Afrika Tektonik Levhasinin dogu sinirinda ikinci uçak bugün düstü, bu jeomanyetik firtinalardan bir digeri gökyüzünden hizla çarparken Hint Okyanusundaki Comoros Adasina gitmekte olan Yemen Havayollarina ait bir uçak düstü.
Afrika Tektonik Levhasi içinde gerçeklesen felaket olaylariyla ilgili, bu, Etyopya’da olusan “yeni okyanus” raporuyla bir yildan fazla bir süredir bilinmekteydi, bunu Nature Haber Servisinin raporundan okuyabiliriz: [http://news. softpedia. com/news/ New-Ocean- Forming-In- Ethiopia- 94628.shtml]
“Bir okyanusun dogumu en büyük tarihi ölçeklerde çok nadir bir fenomen olmasina ragmen, jeofizikçiler su siralar bu tür bir olayi deneyimliyorlar. Daha da göz kamastirici olan, bu Dünya’nin en barinilmaz ve kurak bölgelerinden birinde, Etyopya’daki Afar Çukuru’nda gerçeklesiyor.
Afrika kitasi Dogu Afrika Çatlagi olarak bilinen bölge boyunca eski bir gömlegin kolu gibi dikislerini söküp kendisini ayiriyor. Dogu Afrika Çatlagi Kizil Denizin güney ucunda basliyor, Eritrea, Etyopya, Kenya, Tanzanya ve Mozambik’ten geçiyor. Dünya’nin yüzeyinin altindaki erimis lav, onu sürekli iterek inceltiyor ve en sonunda kirip yirtarak ayiracak.”
Batili bilim adamlari bu yeni okyanusun olusumunun milyonlarca yilda tamamlanmasinin olasi olmadigini beyan etse de, Rus bilim adamlari, su anda benzeri görülmemis Derin Solar Minimum nedeniyle Dünyamizin parçalara ayrilma veya henüz açiklanmamis, bazi arastirmacilarin gizemli Gezegen X (kadim insanlarin Nibiru, Hristiyan Incilinde Wormwood denen gezegen) dedikleri, Günes Sistemimizin en distaki menzilinden yayilan asiri güçlü, yerçekim kuvveti nedeniyle “tam bir kutup tersine dönüsüne” yakinlasma tehlikesinde oldugunu belirtiyor.
Rus bilim adamlari, Bati’nin insan yapimi Küresel Isinma “obsesyonu”nun kendi insanlarindan sadece Dünya’mizin degil, Günes Sistemimizdeki tüm gezegenlerin su anda hizli isinmaya maruz kaldigi gerçegini saklamak için kasten tasarlanmis bir propaganda oldugu konusunda uyariyor. Diger gezegenlerdeki isinma tüm süphelerin ötesinde Rusya’daki St. Petersburg's Pulkovo Astronomical Observatory’de uzay arastirma baskani Doktor Bilimadami Habibullo Abdussamatov tarafindan 2007’de Mars’in buz tabakalarinin önceki 3 yilda esi görülmemis hizda erimekte oldugunun bulgularini yayinladiginda kanitlandi.
Ve, Batili haber sitelerindeki “Jüpiter’de iki kirmizi noktanin kaynasmasi, Neptün’ün en büyük ayi Triton’da isinmanin kaniti, “bilim adamlarini sasirtan” Pluto’daki isinma ve elbette Mars’taki dökümante edilen isinma trendi” haberlerinin hepsi tüm günes sistemindeki artan solar aktivitenin ikna edici kanitini gösteriyor.
[http://www. globalwarminghys teria.com/ blog/2007/ 3/8/jupiter- neptune-pluto- and-mars- are-all-warming. html]
Afrika Tektonik Levhasinin su andaki istikrarsizligi ile ilgili raporlarin en ürpertici kismi, Rus bilim adamlarinin bu bölgeye uygulanacak yeterince güçlü yerçekimi kuvvetinin [Dünyamizin Gezegen X türünde bir kütlenin çekimine mazur kalmasi gibi] bu levhanin Atlantik ve Hint Okyanuslari ile dolmasina, su anda Afrika Kitasi olarak bilinen kitayi tamamen kaplamasina neden olacagini belirtmesidir. Buna karsilik olarak Atlantik Okyanusunun ortasindaki kadim insanlarin Atlantis Kitasi dedikleri kita ve Hint ve Pasifik Okyanuslarindaki Lemurya’nin yükselmesine neden olacak.
Su andaki bu olaylarin 20 nci yüzyilin en ünlü Amerikali kahini Edgar Cayce tarafindan kehanet edilmesini not etmek ilginçtir. Cayce Dünyamizin su andaki çaginin sonunda Atlantis ve Lemurya’nin tekrar okyanus üzerine yükselecegini söylemisti.
Yakinda gerçeklesecek olan felaketsel Küresel olaylarla ilgili gerçeklere kör kalan Batidaki insanlar var, 1950’de Rusya dogumlu Amerikali bagimsiz arastirmaci Immanuel Velikovsky Dünya’nin tarihinin gerçeklerini anlattigi, gelmekte olan olaylar için insanligi uyarmaya çalistigi Çarpisan Dünyalar kitabini yayinlatmak için basvurdugu 8 ABD yayincisi tarafindan geri çevrildi. Kitapta sunlar var:
Dünya Gezegeni hem insanligin kayitli tarihinde hem de bunun öncesinde küresel ölçekte dogal felaketlere maruz kaldi.
Jeolojik kayitlarda ve arkeolojik kayitlarda bu felaketlerin kaniti vardir.
Birçok türün yok olmasi felaketsel olarak gerçeklesti, Darwin teorisinin anlattigi gibi kademeli olarak degil.
Insanligin hafizasinda gerçeklesmis olan felaketler tüm kadim kültürlerin ve uygarliklarin mitlerinde, efsanelerinde ve yazili tarihlerinde kayitlidir.
Velikovsky birçok kültürün rivayetlerinde iddia edilen uyumluluklara isaret etti ve bunlarin ayni gerçek olaylardan söz ettigini ileri sürdü.
Örnegin, tufanin anisi Ibrani Incilinde, Yunan Deucalion efsanesinde ve Hindistan’in Manu efsanesinde kayitlidir.
Velikovsky, bu aslina uygun kayitlarin mitler ve efsaneler olarak görüldügü bir mekanizma olarak “Kültürel Hafiza Kaybi” psikoanalitik fikrini ortaya çikardi.
Bu dogal felaketlerin nedeni Dünya ve günes sistemindeki diger gezegenler arasindaki yakin karsilasmalardi – Satürn, Jüpiter, Venüs ve Mars insan hafizasinda farkli yörüngelerde hareket ediyordu.
Günes sisteminin konfigürasyonundaki degisiklere neden olan göksel mekanikleri açiklamak için, Velikovsky elektromanyetik kuvvetlerin yerçekimi ve yörüngesel mekaniklere karsi koyma büyük rolünü oynayabilecegini düsündü.
Ve, Velikovsky ortalama Batililari bunlarla ilgili uyarirken, ayni seyi geçen 8 ayda $60 trilyonu halkindan yagmalayan liderler yapmiyor. Bu liderler en basit gerçekleri bile bilmemeleri için insanlarin entelektüel seviyelerini düsünme planlariyla, kendi vatandaslarini terörize ederek herkesin sürekli korku içinde yasamasini sürdürüyorlar.
http://en.wikipedia .org/wiki/ African_Plate
© Haziran 30, 2009 EU and US all rights reserved
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::

