SATÜRN TERAZİ'DE

3/11/2009 · Kategori: BILGI

 

ÖLÇÜYÜ TUTTURMAK – SATÜRN TERAZİ’DE

 

 

Satürn astrolojide en büyük öğretmen kabul edilir. Her şeyin gerçekliği ile ilgilidir. Kendimizi aslımıza uygun biçimde yapılandırma prensibini simgeler. Bu yapılandırma esnasında kendi sorumluluğumuzu üstlenmek, bazı seçimler yapmak, bu seçimler doğrultusunda somut adımlar atmak, engellere rağmen yolumuza devam etmek, sonra bu seçimlerin ve adımların sonuçlarıyla yüzleşmek, öğrenmek ve olgunlaşmak durumunda kalırız. Bu nedenle Satürn’e karmanın gezegeni denir. Yani ektiğimizi biçeriz. Satürn Yaşlı Bilge Adam’dır. Yaşantıladıklarımızdan öğrendiklerimizle olgunlaşırız, doğru zamanda doğru seçimleri yapabilecek hale geliriz.

 

Satürn aynı zamanda yokluğun, kısıtlanmanın gezegenidir. Bir diğer yüzüyle ölümdür, karanlıktır, depresyondur. Yanlış seçimler bizi bu hallere sürükler. Onun işaretinin çok vurgulandığı zamanlarda içinde bulunduğumuz yapının gerçekliği sınanır. Bütün teferruatlar silinir ve durumun gerçekliği ile baş başa kalırız. Bazen bazı şeyleri yitiririz. Bu kayıp bizi asıl olanla yüzleştirir. Bu yüzleşme hüzün yaratır. Hüznümüz bazen depresyona dönüşür. Depresyon, bir bakıma, yapılması gerekenlere direnci gösterir.  Satürn söz konusu olduğunda bu değişiklik bazen diz çökmeyi gerektirir, çünkü Satürn dizleri simgeler. Bazen ancak diz çöktükten sonra yeni adımlar atmak mümkün olur. Tüm bu nedenlerle Satürn genellikle zorlu zamanların temsilcisidir. Ancak Satürn’ün dersi tamamlanınca kazanılanlar bir daha asla yitirilmezler.

 

Satürn ve Terazi

Satürn bir burçta 2-2,5 yıl kalır. Bundan önce 2007 yılının Eylül’ünde Başak burcuna girmişti. Buradaki yolculuğu boyunca Başak’ın simgelediği konuları vurguladı. Ekonomik krizle de birleşen bu dönemde işsizlik, çalışma koşullarının kötülüğü, günlük hayatın düzeninin altüst oluşu ve son olarak domuz gribi Satürn Başak’tanın öne çıkan konuları oldu. Öte yandan sahte, şişirilmiş bütün yapılar çöktü ve herkes bileğine güvenmek zorunda kaldı. Yokluk insanlarda yaratıcılığı, sorunlara çözüm bulma kapasitesini geliştirdi. Savurganlık bitti, tasarruf yine yaratıcılığı geliştirdi. Az ile çok işler başarmak gerekti. Bunu yapabildiğini görmek, dış koşullardan ziyade kendine güvenmeyi sağladı.

 

Şimdi Satürn Terazi burcundaki yolculuğuna hazırlanıyor. Türkiye’nin doğum günü olan 29 Ekim’de Terazi’ye geçiyor, ancak Nisan-Temmuz aylarında tekrar Başak’a dönecek. 2010 Temmuz’undan sonra 2012 yılının Ekim ayına kadar Terazi’de kalacak.  

 

Terazi karşıtları uzlaştırmanın, işbirliğinin, paylaşmanın, denge ve uyum yaratmanın, öteki tarafın ya da insanın farkına varmanın, onu desteklemenin ve karşıtlar arasında arabuluculuk yapmanın burcudur. Satürn Terazi’ye girince bu konularda ne kadar gerçekçi olunduğu sınanır. Barışı simgeleyen Terazi’deki Satürn, barış niyetlerinin ne kadar dürüst ve gerçekçi oluşu ile yakından ilgilidir.

 

Ortaklıklarda ve ilişkilerde yaşanan deneyimler kanalıyla olgunlaşılır. İnsanın bağlanma, taaahütte bulunma kapasitesi sınanır. Verip alma arasındaki dengesizlikler su yüzeyine çıkar ve bazı adımlar atılması gerekir. Sağlam temellere oturan ortaklıklarda sorunları aşma gücü vardır, ancak zar zor ayakta tutulan ilişkilerin bu sınavlara dayanabilmesi zordur. Bu güne kadar bağlanmaktan kaçanlar koşulların dayatması ile taahütte bulunmak durumunda kalabilirler. Tek başına hareket etmesi gerekirken ortaklıkların arkasına saklananlar yalnız kalabilirler.

 

Terazi burcu hakkı, adaleti simgelediği için Satürn hakların eşit dağılımı konusunda adım atılmasını dayatır. Eşitsizliklerde ciddi sorunlar ve kopuşlar yaşanır.

 

Kişinin özel, iş veya toplumsal yaşamında işbirliği yapmayı, öteki insanların isteklerine saygı duymayı öğrenmesi gerekir. İşbirliğinin, karşılıklı uzlaşının ve hakkaniyetin önemi iyice ortaya çıkar.

 

Tüm bu açıklamalardan sonra Satürn’ün Terazi’deki yolculuğunun ülkeler ve insanlar arasında, iş ortaklıklarında, evliliklerde ciddi bir sınavı simgelediğini anlamak çok kolay. Bu sınavı geçebilen ortaklıklar daha da güçlenecekler, ancak uzun süredir sorun yaşayan ve bu sorunu çözmek için somut adımlar atmayanlar sorunlarla karşılaşacaklar. Dolayısıyla bu dönemde uzlaşı umutlarının, ortaklıkların sona erdiğini, boşanmaların arttığını görebiliriz. Öte yandan işbirliği yapmak, ortaklıklara girmek durumunda olup da bir süredir bundan kaçınanlar, nihayet bunun gerekliliğini düşünmeye başlayabilirler.

 

Bundan önce Satürn 1980 yılının Ekim’i ile 1982’nin Kasım’ı arasında Terazi’deydi. O dönemde başlayan bir döngü artık sona ermek üzere. Bir sayfa kapanıp yeni bir sayfa açılmak üzere. Dolayısıyla doğru değerlendirmeler yapılarak uygun adımların atılması gerekiyor. Aslında Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda da Satürn Terazi’deydi. Yani önümüzdeki dönemde Türkiye bir Satürn döngüsü deneyimleyecek. Başlangıçtaki hak, adalet ve eşitlik sorunları çözülmek üzere tekrar öne çıkacak.

 

Türkiye’de Satürn-Terazi

Satürn Terazi’deki yolculuğuna Türkiye’nin doğum haritasında vatanı simgeleyen evde başladı. Burada özellikle içteki çatışmaları simgeleyen Mars bulunuyor. Önümüzdeki yıllarda Mars çeşitli gökyüzü hareketleri ile sık sık tetiklenecek. Bu tetiklenmeler daha önce hiç deneyimlenmemiş tetiklenmeler ve derin dönüşümlere işaret ediyorlar. Özetle şunu söylemek hiç de yanlış olmaz, bu hareketler sona erdikten sonra Türkiye bir daha asla aynı Türkiye olmayacak. Ya içinde uzlaşıyı, barışı sağlamış, kökleri sağlamlaşmış bir Türkiye olacak, ya da uzlaşı sağlanamadığı için iç sorunlara gömülmüş, belki de sınırları (Satürn) yeniden belirlenecek bir Türkiye olacak. Dolayısıyla tek tek bütün ülke vatandaşlarına uzlaşıyı sağlayacak yaklaşımlar sergileme sorumluluğu düşüyor.

 
BARIŞ İLHAN


“Barış zorla muhafaza edilemez; sadece anlayışlılıkla başarılır.”

Albert Einstein

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BELİRSİZLİK İLKESİ

3/11/2009 · Kategori: BILGI

Belirsizlik Ilkesi.
 
Belirsizlik Ilkesi nedir? Insanoglu olarak bizler her seyi bilebilir miyiz? Yoksa bilme yetimiz sinirli mi?  Kuantum kuraminin Kopenhag Yorumu, "oznel idealist" bir yorum mudur? Elektron ayni anda iki delikten gecer mi?
 
Otomobille yola cikan ve bize yola cikis saatini bildiren insanlarin yaklasIk da olsa saat kacta nerede olacaklarini tahmin ederiz. Bu tahminimiz, arabayi kullananin trafik canavari ruhuna sahip degilse cogunlukla dogru cikar. Bir uyduyu Dunya cevresine yerlestirmek istesek, istedigimiz uzakliktaki bir yorungeye yerlestirebiliriz. KlasIk fizik yasalari, bize kesin ongorme olanaklari verir. Ornegin bir roketin ateslendikten sonra izleyecegi rotayi, bir sure sonra varacagi noktayi kesin olarak hesaplayabiliriz. Roketin hizini ve rotasini etkiyebilecek degiskenleri daha duyarli olcersek hesaplarimiz daha dogru olur. Gercekte erisebilecegimiz dogrulugun siniri yoktur. KlasIk fizikte hicbir sey sansa birakilmaz, fiziksel davranislar onceden tahmin edilebilir. Oysa modern fizikte fiziksel davranislar, olasiliklar acisindan ongorulebilir.
 
1920'lerde Niels Bohr ve Werner Heisenberg, atomlardan daha kucuk (atomalti) taneciklerin davranislarinin ne dereceye kadar belirlenebilecegini gorebilmek icin dusunsel (hipotetik) deneyler tasarladilar. Bunun icin tanecigin konumu ve momentumu gibi iki degiskenin olculmesi gerekliydi. Tanecik ya da parcacik su anda nerededir? Kutle ve hiz carpimi nedir? Onlarin eristigi sonuca gore olcumde daima bir belirsizlik olmaliydi ve bu belirsizliklerin carpimi Planck sabitinin 4 pi'ye bolumune esit veya ondan daha buyuk bir sabit oluyordu.
 
Heisenberg belirsizlik ilkesi diye anilan bu ilkeye gore: bir tanecigini konumu ve ve momentumu ayni anda tam bir duyarlilikla olculemez. Ornegin bir tanecigin konumunu kesin sekilde belirleyecek bir deney tasarlasak, onun momentumunu duyarli sekilde olcemeyiz; momentum belirlenebiliyorsa bu kez de tanecigin konumunu belirleyemeyiz. Basit bir deyisle, eger bir tanecigin nerede oldugunu kesin olarak biliyorsak, ayni anda tanecigini nereden geldigini veya nereye gittigini kesin sekilde bilemeyiz. Benzer sekilde bir tanecigini nasil hareket ettigini biliyorsak onun nerede oldugunu belirleyemeyiz. Bir parcacigin momentumunun ya da konumunun ayri ayri belirlenmesinde bir sinir yoktur. Ancak momentum ve konum ayni anda yani ayni dalga fonksiyonu icin belirlenmesinde temel bir sinir vardir. Atom alti dunyada nesneler, daima belirsizliklere neden olmaliydi. Neden boyle olmasi gerekiyordu?
 
Hidrojen atomundaki elektronu "gormek" ve hareketlerini "izlemek" istiyoruz. Bir mikroskop kullanmak zorundayiz. Mikroskopta gormek istediginiz en kucuk tanecigi gorebilmek icin tanecik boyutu ile isigin boyutu ayni olmak zorunda. Gorunur isIktan yararlandigimiz normal bir mikroskopta gorulebilecek en kucuk boyut yaklasIk 1000 nm dir. Bir elektron mikroskobunun cozumleme gucu ise yaklasIk 1 nm dir. Elektronu gorunur isIkla goremeyiz. Cunku gorunur isigi, hidrojen atomuna gonderdigimizde elektron, atomdan kopup gider; yani gorunur isIk hidrojen atomunu iyonlastirir. Yapabilecegimiz tek sey var: Dalga boyu daha kucuk isIk secmek.  Durum yine degismiyor. Cunku elektrona carpan fotonlar, elektronunun atom icindeki "konumunu" ve "hizi"ni degistiriyor. Ve biz elektronu asla atomdaki gercek konumunda goremiyoruz. Ayrica elektrona carpan foton, elektronun hizini ve buna bagli olarak momentumunu (kutle ile hizin carpimini) degistirir. Biz bu degismis olan nicelikle karsilasiriz.
 
"Heisenberg' in belirsizlik ilkesi, bir sitemin durumunun tam olarak olculemeyecegini, bu yuzden onun gelecekte tam olarak ne yapacagi konusunda kestirimde bulunulamayacagini gostermistir. Tum yapilabilecek sey, farkli sonuclarin olasiliklari hakkinda kestirimde bulunmaktir. Einsten' i o kadar huzursuz eden sey, iste bu sans ya da rastgelelik unsuru idi.  Einstein fiziksel yasalarin, gelecekte ne olacagina iliskin belirli, muglak (belirsiz) olamayan bir kestirimde bulunulmasini Katolik bir aileden gelme ve kaderin tanri tarafindan belirlenecegi inanci ile reddetti.  Buldugu seyi aciklamak ancak onun ogrencileri olan Heisenberg ve Bohm a kismet oldu. Belirsizlik ilkesinin kabul edilmesi cogumuz icin kolay degildir. Einstein bile 1920' lerin ortasindan 1955' te olumune dek bu kurami curutmek amaci ile yaptigi basarisiz girisimlerle zamaninin onemli bir kismini harcamistir.
 
Foto elektrik olayin tam sonuclari, 1925 de Werner Heisenberg' in aciklamasiyla anlasildi. Foto elektrik olay, bir parcacigin konumunu tam olarak olcme olanagi taniyordu. Bir parcacigin ne oldugunu anlamak icin onu isiga tutmalisiniz.  Peki isIk, sonsuz olarak bolunebilir mi? Bu sorunun yaklasIk yuz yil once maddeler icin soruldugunu animsayiniz. Ilk bakista isIk niye sonsuz dilimlere ayrilmasin serzenisiyle yanitlanir. Einstein, isigi sonsuz kucuk miktarda kullanamayacagimizi gostermistir. En azindan bir paket yani bir kuantum kullanabiliriz. Bu isIk paketi, parcacigi etkiler ve onun herhangi bir yonde bir hizla hareket etmesine yol acar.
 
Stephen Hawking' in unlu belirsizlik anlayisina gore parcacigin konumunu ne kadar duyarli (hassas) olcmek isterseniz, kullanmak zorunda kalacaginiz paketin enerjisi o kadar buyuk olur, ama isIk bu durumda parcacigi daha fazla etkiler. Ancak siz parcacigin konumunu nasil olcmeye calisirsaniz calisin, konumdaki belirsizlik ile hizindaki belirsizligin carpimi, her zaman belirli bir minimum miktardan buyuk olur. (S.Hawking, Karadelikler Ve Bebek Evrenler, s:81)
 
Belirsizlik Ilkesi, kimi felsefeciler tarafindan hala anlasilmis gorunmuyor. Onlar, dogrudan belirsizlik ilkesine karsi cikmadan Kuantum kuraminin  Kopenhag Yorumuna saldiriyorlar, Heisenberg'e saldiriyorlar. Kopenhag Yorumunu,  oznel idealist olmakla itham ediyorlar. Bu arada buyuk Einstein'i yanlarina almaya calisiyorlar! Ama buyuk Einstein onlari sasirtiyor. Cunku onlar ozel goreliligi ve genel goreliligi de guvenilir gormuyorlar. Dolaysiyla elde saldirilmadik kuram kalmiyor. Bu insanlar, bilimde kesinsizligi, bilimde belirsizligi kabullenemiyorlar. Doganin boyle olmadigini kuramin eksIk ve belirsiz oldugunu iddia etmeye devam ediyorlar. . Oysa kuantum kurami ve de bunun Kopenhag Yorumu, bu zaman diliminde gozlemlerle uyusmaya devam ediyor.   Kimi insanlarin aksam sabah "bir irmakta iki kere yikanilmaz " (Herakleitos) demeleri bile onlarin tutucu olmaktan kurtaramiyor.

MUSTAFA KARTAL

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BEYİN DALGA FREKANSLARI

2/10/2009 · Kategori: BILGI

Beyin bir radyo gibidir. Elektrik dalgalarini alir ve yayar. Frekanslar, elektrik faaliyetlerinin olculdugu ve grafiginin cikarildigi araliklardir. Bu dalgalar beyniniz tarafindan solunum ile olusturulan biyoelektrik ile olusur. Bedeniniz hareket ettiginde bu hareketler etrafa iletilir.  Bedeniniz 6.8 ila 9.5 Hz arasinda titresir. Iskeletiniz ve ic organlariniz birbiriyle uyumlu hareketleri yaklasIk 8 ila 9 cps hizindadir. Bedeniniz iyonosver ile eszamanli olarak hareket eder. Gezegenle birlikte yankilanir ve enerji alisverisinde bulunursunuz. Enerjinizi yeryuzunun elektromanyetik alanina yaklasIk 40000 km ya da gezegenin yaklasIk tum cevre uzunlugu kadar yayabilirsiniz. Baska bir deyisle, zihninizden ve bedeninizden gelen sinyaller iyonosfer kovugu sayesinde tum gezegene saniyenin 1/70'i kadar bir zamanda yayilir.

EEG ile beyinde degisIk frekanstaki beyin dalgalarini olcebiliriz. Elektrotlar beyindeki elektriksel aktiviteyi olcmek ve kaydetmek icin derideki belli yerlere yerlestirilir. Amac, bir saniye icinde beyinden yayinlanan bir dalganin kac defa tekrar ettigini olcmektir. Bu olcumu radyonuzda istasyon degistirdiginiz andaki frekans belirleme ile kiyaslayabilirsiniz. Bu frekanslar yetersiz, fazla ya da bulunmasi zor oldugu zaman zihinsel performansimiz sIkinti cekebilir.
Beynin meydana getirdigi elektriksel aktivitenin gucune amplitud denir. Beyin dalgasi aktivitesinin volumu ya da siddeti mikrovoltla olculur. EEG frekans bantlariyla tanimlanir. DELTA (0-4 Hz), THETA (4-8 Hz), ALPHA (8-12 Hz), BETA (13-30 Hz), GAMMA 30Hz-? Hz
Ornegin: Beynimiz etkin zeka icin 13 Hz dalga yuksekliginde yuksek alpha ve dusuk beta seviyelerini kullanir. Siklikla, ogrenme guclugu ve dikkat problemleri gosteren bireylerde beynin belli bolgelerinde, birbirini izleyen isleri ve matematik hesaplarini yapmaktaki beceriyi saglayan 13 Hz dalga boyutundan daha dusuk frekanslar gozlenir.
 
BETA (12 Hz-30 Hz)
 
Beta, fazlasiyla mesgul oldugumuz hallerde devreye girer. Hizli, seri ve inisli cikisli dalgalardir. 14 ve ustu frekanstadir. Es zamanli olmayan aktif beyin dokusunu yansitir. Simetrik dagilimda genellikle her iki tarafta gorulur, onde daha fazladir. (frontal) Kortikal hasarda kaybolabilir ya da azalabilir. Heyecanimiz arttiginda veya dis faktorlerce fazlaca uyarildigimizda beta dalgalari yayinlamaya baslariz. Konusan biri, ders veren bir ogretmen beta dalgalari yayar. Konusma sirasinda tartisma cikarsa, ortalik gerginlesirse beta dalgalarinin frekansi artar. Genellikle normal ritimdedir. Dissal ve icsel uyaricilara duyarlilik veya kaygili olma durumunda veya gozler acikken dominant ritimdir. Gozlerimiz acikken, dinlerken, dusunurken, analitik bir problem cozerken, karar verme veya yargiya varma durumunda, etrafimizda olan biten bilgiyi isleme sirasinda aktiftir. Beta araba senaryosunda, overdrive’i temsil eder. Beta bandi oldukca genis bir ranjdadir ve dusuk, orta ranj ve yuksek olmak uzere uce ayrilir:
 
Dusuk beta (12-15 Hz), “SMR”
 
Dagilim: yan tarafta ve lobda lokalizedir ( frontal, occipital vb)
Subjektif duygu durumlari : odaklanmis ama rahat, entegre
Iliskili is ve davranislar: Dikkat EksIkligi Hastaligina yol acabilir, odaklanmis dikkatte eksIklik.
Fizyolojik iliski: Hareketle ketlenir, vucudu sinirlandirmak smr’yi arttirabilir.
Egitimin Etkileri: SMR’yi arttirmak rahat odaklanma saglar, dikkat gerektiren yetenekler duzeltilebilir.
 
Orta beta (15-18 Hz)
 
Dagilim: bircok alan ustunde bolgesel ayrismistir. Bir elektrot ustunde odaklanilabilir.
Subjektif duygu durumlari : dusunme, kendinin ve etrafin farkinda olma.
Iliskili is ve davranislar: zihinsel aktivite
Fizyolojik iliski: Tetikte, aktif ama huzursuz degil.
Egitimin Etkileri: zihinsel yetenegi arttirabilir, odak, tetikte olma, zeka
 
Yuksek beta (18 Hz ustunde)
 
Dagilim: Bolgesel ve cok fazla odaklanmistir.
Subjektif duygu durumlari: tetikte olma, huzursuzluk
Iliskili is ve davranislar: Zihinsel aktivite, orn: planlama ve program.
Fizyolojik iliski: zihin- beden fonksiyonlarinin genel aktivasyonu.
Egitimin Etkileri: Tetikte olmaya neden olur ve huzursuzluk yapar.

ALPHA (8-12 Hz)
 
Alpha dalgalari 7.5 ve 13 Hz arasindadir. Alpha dalgalarinin can alici noktasi 10 Hz civarindadir. Rahatlayinca ve heyecan yatistiginda devreye girer. Alfa dalgalarinin beta dalgalarina kiyasla genligi daha yuksek, frekansi daha dusuktur.. Beta dalgalari saniyede 15 ila 40 Hz yaparken, alfa dalgalari saniyede 9 ila 14 Hz arasinda devir yapar. Elinizdeki is bitince, bir toplantidan disariya cikip hava aldiginizda alfa dalgalari yine faaliyete gecer.
Saglikli alpha uretimi, zihinsel beceriyi arttirir, zihinsel ahenge yardimci olur, rahatlama duygusunu arttirir. Bu durumda elinizdeki herhangi bir isi basarmak icin hizli ve etkili hareket edebilirsiniz. Alpha hakim oldugu zaman kisiler kendilerini rahat ve sakin hissederler. Alpha bilinc ile bilincalti arasinda kopru gibidir. Gevsemis, rahatlamis normal insanlarda gorulen baslica ritimdir. Hayatimizin buyuk bir kisminda, ozellikle 13 yastan sonra daha aktiftir.
Alpha ritimlerinin, beynin beyaz maddesinden ciktigi soylenir. Beyaz madde, beyinde butun parcalari birbirine baglayan bir kisim olarak gorulur. Alpha kisi uyanik oldugu zaman ortaya cikar. Occipital bolgede (kafanin arka tarafi) ve frontal kortekste yogunluktadir. Alpha disadonukluk (ice donuklerde daha az), yaraticilik ( yaratici kisilerde dinlerken ve yaratici bir problemin sonucuna ulasirken alpha gozlemlenir) ve zihinsel aktivite saglar.
Eger alpha dalganiz normal limitlerinde ise iyi bir ruh halinde olursunuz, dunyaya daha dogru bakarsiniz ve sakin hissedersiniz. Alpha, sinifta veya iste ogretilen bilgiyi ogrenme ve kullanma anlaminda beynin en onemli frekanslarindan biridir. Gozlerinizi kapatarak veya derin nefes alarak alpha seviyesini arttirabilirsiniz; Hizli nefesler alip vererek dusurebilirsiniz. Araba benzetmemizdeki yeri Alpha dalga seviyesi vitesin bosta olmasi anlamina gelmektedir. Alpha, bir isten baska bir ise kolayca gecmemizi saglar.

Beyinde dagilimi genellikle butun lobu icerir, goz kapaliyken occipital lobda bulunur.
Subjektif duygu durumlari: relax (rahat), sIkintili degil, uykulu degil, sakin, bilincli
Iliskili is ve davranislar: meditatif ve eylemsizdir.
Fizyolojik iliski: Dengelenmis ve iyilesmistir.
Egitim sonucu: Rahatlama saglatir.

Dusuk alpha : 8-10 : ic farkindalik, zihin/beden etkilesimi, denge
Yuksek alpha : 10-12 : merkezleme, iyilesme, zihin/beden baglantisi
 
THETA (4-8 Hz)
 
Theta 3.5 – 7.5 Hz arasinda faaliyet gosterir ve “yavas” aktivite olarak siniflanir. Teta, zihnimizin bilincin azaldigi hallerde ortaya cikmaktadir. Frekansi cok dusuktur, Yaraticilik, sezgi, hayal kurma, fantezi kurma ve hatiralar, duygular, heyecan uyandirir. Uzun bir yolda ilerlerken, yuruyuse cikip bedeninizi dinlendirmek istediginizde, gene ilginc ve yaratici fikirlerin dalgasi teta is basina gecer.
Theta dalgalari ice donuk odaklanma, meditasyon, dua ve ruhani farkindalik sirasinda kuvvetlidir. Uyanik olma ve uyku arasindaki durumu yansitir. Bilincaltiyla ilgilidir.
Uyanik haldeki yetiskinler icin anormal ama uyku sirasinda olmasi normaldir. Theta’nin hippocampal ve limbik sistem bolgesindeki aktiviteyi yansittigina inanilir. Theta endise, kuruntu, huzursuzluk ve cekingenlik sirasinda gozlemlenir.
Theta dalgasi normal fonksiyon ediyor gorundugu zaman, ogrenme ve hafiza gibi kompleks davranislari ilerletir. Olagandisi duygusal durumlarda, stres veya hastalik gibi, uc buyuk vericide (transmitter) dengesizlik olabilir ve bu da normal disi davranislara neden olur.
Tekrar araba ornegimize geri donecek olursak, thetayi 2. vites olarak dusunebiliriz. 1. vites (delta) kadar yavas degil ama hala hizli degil.
Dagilim: genellikle bolgesel, bircok lobu icerebilir, yanal ya da yayilmis olabilir.
Subjektif duygu durumlari: Sezgileri guclu, yaratici, animsamak, hayal, dus, ruya gibi, degisken dusunceler, uykulu, “birlik, bir olma”, “acikgoz”
Iliskili is ve davranislar : Yaratici, sezgisel; ayni zamanda dalginlik ve odaklanamama olabilir.
Fizyolojik iliski : Zihin/beden entegrasyonu, iyilesme.
Egitimin etkileri : Arttirilirsa basi bos gezme, trans durumu. Dusurulurse, konsantrasyon artar, dikkat yogunlasabilir.
 
DELTA (0.1 –3 Hz)
 
Arastirmalar teta ve delta dalgalarinin ozellikle yaraticilikla ilgili oldugunu, bu dalgalarin beynimizin icine dogru odaklanmamiza yardim ettigini ve yaratici dusunceyi ortaya cikardigini ileri suruyorlar. Bu dalgalarin en aktif oldugu donem uykudan uyanma donemidir. Bu nedenle uykudan uyanma sureci yaraticilik acisindan en yararli donemdir. Buna ornek olarak Descartes, yeni fikirlere en cok uyandiktan sonra, yatakta uykulu, yari uykulu halde gecebilirmis.
Yaraticilik ile beynin dalgalari arasinda ilintili oldugu belirginlestikce, beynin elektriksel calismasini duzenleme faaliyetleri de daha populerlesiyor. Bircok uzak dogu gelenegi, aslinda beynin kendisini dingin bir hale getirmeye yariyor. Beynin dalgalarina egemen oldugunuzda, sinirlenmeyen, asiri heyecana kapilmayan, zihni yaraticilik surecini uzatabilen biri haline geliyorsunuz. Kas gucunu calistirir gibi beynin dalgalarini calistirabiliyor, istediginiz yonde harekete gecirebiliyorsunuz
En dusuk frekanslar deltadir. 4 Hz’den dusuktur ve derin uyku durumudur ve bazi anormal sureclerde ayni zamanda “empati hali” hissedildiginde delta dalgalari bilincalti dusunceyi yansitir. 1 yasa kadar olan bebeklerde dominant ritimdir ve uykunun 3. ve 4. evresinde bulunur.
Yatakta kitap okurken de yayilan dalgalar gene betaya donuverir. Uykumuz gelince once dusuk frekansli beta, kitabi okumayi birakip yani basiniza koyunca alfa, uykuya gecmeye baslayinca teta, uyku derinlesince de deta devreye girer. Fiziksel dunyadaki farkindaligimizi azaltmak icin delta dalgalarini arttiririz. Ayni zamanda bilincalti dusuncelerimize delta dalgalari vasitasiyla ulasiriz. Performans arttirmak isteyenler delta dalgalarini azaltir ve yuksek odaklanma ve yuksek performans elde edilir. Dikkat eksIkligi teshisi konmus bireyler odaklanmaya calistiklarinda delta dalgalarini dusureceklerine arttirirlar. Uygun olmayan delta dalgalari odaklanmayi ve dikkati ciddi bir sekilde kisitliyor. Sanki beyin surekli uykulu bir devreye kilitlenmis gibidir. Baska bir acidan delta dalgasini tanimlarsak; araba kullaniyorsunuz ve araba 1. viteste. Bu vitesle cok hizli gidemezsiniz. Yani delta 1.vitesi temsil eder.
Delta (0.1-3 Hz): Dagilim: Genellikle genis yayilmis olabilir, yaygin.
Subjektif duygu durumlari: derin, ruyasiz uyku, non-rem uyku, trans hali, bilincsiz.
Iliskili is ve davranislar: uyusukluk, hareketsizlik, dikkatsiz
Fizyolojik iliski: hareketsiz, hemen harekete gecememe.
Egitimin etkileri: Arttirilirsa uykuya, trans haline, derin gevseme durumuna neden olur.
 
mkartalll@yahoo.com
www.nefesteknikleri.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::